5 Ağustos 2010 Perşembe

Çölyak ve Laktoz İntoleransı... Gidin başımdan.. Ben size göre değilim!..

Çölyak'a karşı açtığım savaşı bugün kaybettim.. O da yetmedi laktoz intoleransım beni yere serdi, ayağıyla da üstüme bastı!
Yok yok! Aslında savaş yeni başlıyor..
Yaklaşık 3 aydır "doktorumun sözünü daha ne kadar çiğneyerek yaşayabilirim" deneyi yapıyordum.. Ama ağrı, sancı, şişkinlik ve bitmek bilmeyen ishale daha fazla dayanamayacağımı anladım.. Bugün son günüm.. 
Bu çölyak başa bela bi şey.. Bilen bilir, bilmeyenlere de ben açıklayayım;
Çölyak bağırsağın Gluten denen proteine karşı verdiği tepki, ömür boyu süren bir allerji durumu.. Gluten içeren maddelerin alınmaya devam edilmesi bağırsak florasının bozulmasına, gıda emilimin azalmasına, bağırsağın yüzölçümünün azalmasına ve daha sonra vücutta bazı maddelerin eksilmesinin getireceği pek çok hastalığa yol açabiliyor. 
Ne yapmalı?
Gluten içeren hiçbir yiyeceği tüketmemeli. Bunlar arpa, buğday, çavdar, yulaf gibi tahıllar başta olmak üzere, hazır satılan pek çok yiyecekte kullanılan katkı maddelerinde de görülebiliyor. 
Bu ne demek? Ekmek, makarna, un ve unlu mamüller, alkol vs..  hepsiyle vedalaşıyoruz. Yetmiyor, alışverişte deli gibi karton kutuların, şişelerin, konservelerin üstünü okuyor, bunun için bütün o E1231910948 şeklinde uzayıp giden kodları ezberliyoruz. Glutensiz un denen pirinç unundan bozma unla ekmek yapıyoruz, olmadı mısır unuyla idare ediyoruz. Makarna isteğini kayış gibi mısır makarnasıyla gideriyoruz. Pastahaneleri sadece koklayabiliyoruz..  Sosyal ortamlardan uzak duruyoruz ki "hadi bi kadeh içiyim"ler üst üste olmasın. (Ayda bir içebiliyoruz.)
Hadi çölyakla barıştık diyelim! O laktoz intoleransı... İnek ve koyun sütü ve ürünlerini tüketemediğiniz bir durum. Keçi sütü, keçi peyniri var yerine.. Keçi sütü bakkal amcamızda, en yakın orta halli marketlerde falan bulunmuyor. Zaten şekerli gibi bir tadı olması beni kendinden soğutmak için yeterli bir sebep... Peyniri fena sayılmaz ama peki ya yoğurt?!
YOK!
Manda yoğurdu bile var da şu İstanbulda, keçi yok! Evde yapma gafletine ise sadece bir kere düştüm! Su gibi, pütürüklü bi şey!.. Özellikle benim gibi peynir ve yoğurtsuz yaşayamayan insanlar için çölyak'tan da beter bu!
İşkencem keşke bununla sınırlı olsa.. Reflü ve Gastrit de bunlara eşlik edince besin listem bir A4 kağıdın yarısından biraz fazla.. Sebzeler, meyveler.... Onların bile bir kısmı!

Çölyak ve laktoz için pollyannacılık oynamak gerekirse, küçücük çocuklarda daha çok görülüyor. Gel de çocuğa anlat glutensiz yaşamı! Kreşte doğum günü partisi olsun ama o pasta yiyemesin.. Herkes yumuşacık ekmeğe reçel sürüp yerken, o baksın.. Çikolatadan, abur cuburdan uzak dursun..
Çocuklara daha doğrusu çölyakla mücadele eden annelere Allah sabır versin...


Merak edenlere birkaç not: Glutensiz ekmek, kurabiye ve pastalar Halk Ekmek'lerde bulunuyor. Bir de Avrupa Yakasında bir pastahane olduğunu duydum ama daha test etmedim. 
Gerçi glutensiz olsa da keçi sütüyle mi yaptı bakalım?! Benim gibiler için o da risk.. En iyisi evde yapmak..
Mado'nun keçi sütüyle yapılmış dondurmaları varmış..

Araştırmalarım sonucu aldığım bilgiler bunlar.. Gerçi anneler bu konuda benden daha profesyonel.. Çölyak'ın acemisiyim hala..


8 yorum:

Chilek dedi ki...

Çok yakın bir arkadaşımda olduğu için biliyorum. Zor bir hastalık gerçekten. Dikkat etmek gerekiyor allah şifa versin:(

morelma dedi ki...

Gerçekten dikkat ve sabır gerektiriyo ki ikisi de ben de yok =) ama artık çekilmez bi hal aldı, bi yerlerden başlamak lazım =/

sünter dedi ki...

Kiyamam sana, gecmis olsun canim.
Zor bir rahatsizlik mis gercekten. Helede bizim mutfagimizda:(
Hemen hemen her sey yasak.
Allah kolaylik versin canim.
Peki bu yasaklar bir ömür boyu mu sürecek? yoksa belirli bir zaman dikkat edersen gecici mi?

morelma dedi ki...

Zor Sünter teyzecimm.. Ben de boğazıma düşkünüm malum =)) Uygulaması çok zor.. Dışarda yemek bulamıyosun, ekmeğini yoğurdunu kendin yapmak zorundasın.. Bi sürü incik cincik şey yani. Ve evet ömür boyu gidecek böyle. Arada ayda bir falan kaçamak yap ama ağrısına da katlanırsın dedi. Doktorumda da var aynı hastalıklar. O da öyle yaşıyormuş =)

Zeynep dedi ki...

Geçmiş olsun, bir çölyaklı olarak yaşadıklarınızı çok iyi anlayabildiğimi söyleyebilirim. Hep söylenir ama bu diyetle yaşamak bir süre sonra gerçekten bir yaşam biçimi haline geliyor, ilk zamanların zorluğu yavaş yavaş aşılıyor :). Doktorunuzun size söylediği kaçamak konusuna oldukça şaşırdım, bildiğim kadarı ile çok riskli. http://www.colyak.org.tr/ ile iletişime geçmenizi tavsiye ederim. Bu rahatsızlıkta derneklerin desteği inanılmaz oluyor :), sormak istediğiniz herhangi bir konuda ben de elimden geldiği kadar yardımcı olmaya çalışırım, sevgiler :)

morelma dedi ki...

Teşekkürler Zeynep.. Herkes alışırsın diyo ama sanırım biraz iradesizim bu konuda.. Yani reflü, gastrit ve mide fıtığım da var ve sebzelerin meyvelerin bile bir sürüsü yasak.. Bir de niyeyse hastalıkla garip bi inat içine girdim =) Ama diyeti 2 gün bile uygulasam faydası oluyor. Bu da birazcık motive ediyor.. Birazcık ama =))

Web sitelerini incelemiştim ama aktif olarak yardım ettiklerini bilmiyordum..

Doktorumun kendisi de çölyaklı, yönlendirdiği diyetisyen de küçük kaçamaklar yapabilirsin demişti ama.. :(

İlginize çoook teşekkür ederim.. Tecrübelerinizden faydalanmalıyım sanırım! =))

zoitsa dedi ki...

selam babam da bir çölyaklı ve gerçekten sabır gerektiren ömür boyu sürecek bir diyet gerektiriyor ama biz istanbulda olmadığımız için halk ekmeğin ekmeğini bulamıyoruz :(

morelma dedi ki...

açıkçası çok büyük bir kayıp değil çünkü tadı gerçekten kötü.. birkaç kez denedim ama lastik gibi.. onun yerine ekmek yapma makinasıyla kendim yapıyorum. ekmekten çok herşeye benziyor ama sabah kahvaltılarında idare ediyorum =))