5 Kasım 2010 Cuma

Gündem değişikliği... "GÖRÜNMEZ" Kaza!!!

Yani şu anda ben de isterdim "Kapadokya'da ikinci gün" postu yazmayı.. Ama olmadı! Gündem oldukça ilginç bir şekilde değişti.. 
Günün sonunda ben de "normal" şeylerle karşılaşmak istiyorum Allahımmm çığlıkları atmak üzereydim.. 
Yani vallahi yaşanan şey "garip" ama ben masumum.. 
Görünmedi kaza!
Her şey şu bi buçuk ay önceki gribimden beri geçmeyen öksürüğüm yüzünden oldu!
Ya da kolyem yüzünden.. 
 Bilemiyorum.. 
Çok masum bi şekilde doktora gittim..
Sıramı beklerken anneme su vermek için yerimden kalktım. O sırada çok dikkatli annem evden çıkmadan önce değiştirdiğim kolyemi farketti ve ben yürürken "Senin o kolyen nasıl kısaldı?!" dedi..


Haklıydı.. İki kolyem de tahta boncukluydu ve birbirine benziyordu.. 
"Kısalmadı, o evd.........." diyebildim sadece!
Gerisini hatırlamıyorum!!!
Sadece son derece kuvvetli bir DARBE!
Evet..
Benim gibi yürürken önüne bakmayan başka bir adam ile kafa kafaya ÇARPIŞTIK!
Sonra ben bununla yetinmedim.. Adam öyle bir çarptı ki, feleğimi şaşırıp bi de duvara vurdum zavallı kafamı.. 
Gerisi kafamın etrafında öten kuşlar, dönüp duran yıldızlar falan.. 
Sonra etrafta bir panik havası.. 
"Hanımefendi iyi misiniz, aman oturun, su için, nefes alın" cümleleri..
Annemde bir şaşkınlık.. Ben de bir gülme krizi! 
Gözümden acıdan yaş akıyor ama ilginç bir şekilde GÜLÜYORUM! =) 
Ama gözüm bi garip, göremiyorum, sersem gibiyim falan.. 
Elimi kafama bi attım yumurtadan hallice bir şişlik! Hemmmen çocuk polikliniğinden bi buz torbası geldi.. 
Sonra bi baktım, ben elimde buz torbası ööööyle otururken çarpıştığımız adam geçti. 
Ulan! Adam da hiçbir şey yok! Hayata dönmüş, muayenesini olmuş falan.. 
Bi kızarıklık bile yok kafasında!
 "Taş" gibi maşallah!
Elimi kafama atıyorum, benimki şiştikçe şişiyo! 
Hastasından hostesine herkes gülüyo, geçmiş olsun diyo falan.. 
Göğüs hastalıklarına girdim öksürük muayenemi olmak için, kadın hemen acile gidin demesin mi?!
Annemin de içine kurt düşmüştü zaten sersem sersem yürümemden..
Soluğu acilde aldık!
Acil asistanlarına anlatıyorum, hepsi yüzünde bi gülümsemeyle çıkıyorlar müşahade odasından.. 
Doktor geliyor.. "O trajikomik hasta siz misiniz?!" diyor!!! 
Gülümseyerek hatta kopmamak için kendini zor tutarak muayane ediyor.. 
Kafa grafisi için röntgen odasına giriyorum, "Acil hastası siz misiniz?!" diyip gülümsüyor röntgenci! 
Ya sabır.. 
NEYSE!
Çok şükür kafamda çatlak patlak çıkmadı.. Ama çarpmanın etkisiyle gayet güçlü bi ağrı vardı kafamın sağ tarafında ve ağrı kesici içmem yasaktı.. Dahası, gece boyunca uyumam da yasaktı.. 
Annem ve eşim dikildi başıma uyumicaksın diye.. 
Gece ikiye kadar oturtulup, sonra da her saat başı yaşıyo muyum diye kontrol edildim!
Sabah hiç olmicak sandım..

Asıl bomba başta kocacım ve ayçüü olmak üzere çevremdeki herkesin aynı soruyu sormasıydı..
"KAFA KAFAYA ÇARPIŞTINIZ YA, ADAM O KADAR KISA MIYDI Kİ?!"
Dün gece bana aynı soruyu soran 30. talihliye ödül vericektim ama 28'de kaldık!
Evet ben 1.59'luk bi insan olarak kısayım ama Türk standartlarının çok da dışında değilim! Standart dışı olan o adam! 
Üstelik karısı da kendisinden uzundu!

Bu konuda dönen esprilerle ilgili de kitap yazmayı düşünüyorum.. Ben olmasam kimsenin eğleneceği yok zaten!  
Hayatınızın rengi yok bensiiiizz! =))


Bi de.. Duymayan bi sağır sultan kaldı, onun için yazdım bu postu.. 
O da okusun, haberi olsun..
=)

3 yorum:

inci çiçeği dedi ki...

ilginç bir kaza geçirmişsiniz, geçmiş olsun....sert kay(f)aya çarpmışsınız:))

ayci dedi ki...

eger ki yaninda olsaydim, adam carptigin an degilde o duvara carptigin an hayatimin sonuna kadar gülerdim.

millet kalp krizinden ölür ya kimi zaman - ben gülme krizinden boylardim öbür tarafi.

bknz: annem mesuta damatlik aramaya ciktigimizida, damat magzasinin kapisina kafa atti!!! kendimi sokaga atmamla gülmem bir oldu - ama yok öyle bir gülme...kriz geciriyorum resmen. postu okuyunca yine öyle bir duyguya kapildim.

ayrica ask olsun insan buraya kendinden bir fotograf ekler. portakalini görmek isterdim yani...

he birde neden iki tane ayni kolye aliyorsun?

ayrica insan bir gün icersinde iki post yazabilir...
kapadokya come on please...

Dilhan dedi ki...

inci çiçeği; bi hayli ilginçti.. teşekkür ederimm =)))

ayçim; keşke yanımda olsaydın da kopsaydın! zira bütün hastane ve biz koptuk, sen eğlenmişsin çok mu?! değil! ama krizden ölmemen şartıyla.. =))

ben de isterdim portakalımı çekmeyi ama saçımın içinde kalıyo, yakında morarırsa onu çekerim bak =))

ayrıca o kolye aynı değil, ufak bi farkı var ve almadım yaptım ben o zavallıcıkları =))

son olarak kafama aldığım darbeden dolayı kapadokya anılarımı unutmuş olabilerem aybalam! =))