28 Kasım 2010 Pazar

Haydar yası..

Evet.. Ben şimdiden Haydar'ımızın yasını tutmaya başladım.. 
Annem yangın çıkmış dediğinde çok sevdiğim birinin ölüm ya da hastalık haberini almış gibi oldum..
Abarttığımı düşünmeyin lütfen..
Aramızdaki duygusal bağ çok büyük.. 
Yangın görüntülerine bakamadım.. 
Yalan..
Üç beş dakika baktım, o dalgınlıkla da pirinçsiz bi biber dolması yaptım..

En çok da canımı çatı onarımı sırasında yanmış olabilir söylemleri yaktı.. Hayır kimi kandırıyosunuz acaba?! 
O kadar mı salak görünen bi toplumuz ordan bakınca? 
5 yıldır gündemde olan çok sevgili projeniz daha 6 gün önce yeniden gündeme gelmişken birden çıkan yangının kaza olduğuna inanacağımızı nasıl düşünüyorsunuz?!
Çökme tehlikesi söylentilerini boşuna mı çıkarttınız? 
İnsanlar sabotaj demeye başlayınca nasıl bir anda çökme tehlikesi ortadan kalkabildi mesela?!

Nasıl olsa kimsenin gücü yetmeyecek bu yıkımı durdurmaya.. Nasıl olsa artık bahaneniz de var bir tarihi yok etmek için.. 

Şu anda oldukça bencil düşünüyorum.. 
İyi ki "o gün" yağmurluymuş.. 
İyi ki rengarenk balonlarımızla ordaymışız..
İyi ki bizim için haydar'ı daha da özel kılan anlarımız olmuş... 




Bugün burnuma gelen soba kokusunun senden gelmemiş olmasını dilerdim haydar'cım.. 
Yüzyıldır geçirdiğin yangınlar gibi bunu da atlatırsın inşallah..
"Yıkılmadan"..

24 Kasım 2010 Çarşamba

Zavallı bir araş. gör.'ün ilk öğretmenler günü..


Çok zavallıydı çokkk.. Daha zavallı bi ilk öğretmenler günü olamazdı..
Genel bir kanı var ya hani.. 
Üniversitede hocaysan öğretmenler günü seni bağlamaz gibi.. 

YOK ÖYLE BİR ŞEY.. 

Adı üstünde biz zavallılar da "öğretim elemanları" olarak öğretme işiyle meşgulüz.. Lütfen kurtulalım bu kavram karmaşasından, başka akademisyenlere yazık olmasın :P 

Şimdi her şey şöyle başladı.. Sabah bölümümüzün temizlik görevlisi kapıda sarılarak kutladı öğretmenler günümü ilk... "Minik öğretmenim beniiiiiğğğm" diyerek.. 
Oysa benimle yaşıt yeni bir araştırma görevlimiz daha vardı ama kimse onu "minik" diye sevmiyordu.. 
Neyse boyuttandır dedik, arkası da aynı "minik öğretmen" sıfatına eklenen kutlamalarla geldi.. Benim hocam olan, lisansta hatta lisede dersime girmiş insanlar öğretmenler günümü kutlarken, bi bomba bölüm sekreterimizden geldi.. "E hadi gel seni de öpiyim, sen de hoca sayılırsın!" HÖNK?!
Ulan! Yan odadaki 5 yaş büyük araştırma görevlilerinden farkım ne beniiiiim!? 
Neyse alıştık o hallerine, güldüm geçtim..
Arkadan bi telefon..

Sevgili kocam! Öğretmen olan annesine çiçek yollamıştık, gitmemiş, çiçekten sonra mı kutlasak, önce mi arasak şeklinde heyecan içinde sorularını sıraladı.. Amma ve lakin onun da aklına gelmedi kutlamak.. Hatırlatmaya çalıştım, "24 Kasım Öğretmenler günü işte, bizim özel bi günümüz değil ki.." dedi kendileri!.. Fesuphanallaaaah.. "Kocacım ben de öğretmen sayılırım amaaaağğ" yakarışımdan sonra utandı accık, üzüldü, kıyamadım =) 

Arkadan elinde bi buket çiçekle arkadaşım geldi! Heeeeeh dedim, ince arkadaşım benim, bi onun aklına gelir zaten! Kalktım gülerek, "Çiçekler bana mıııı?!" dedim... 
Ve arkası yine bi hezimet.. 
"Yooo, X hocama aldım, sana da alıcaktım ama ikisini birden taşıyamam diye vazgeçtim" dedi.. Arkadaşım! İnsan iki küçük buket alır, ya da X hocasına almaz, arkadaşının ilk örtmenler gününde alır.. Yooookk.. Akabininde çok sevdiğimiz bi başka hocamız geldi, "İnsan bari bize de yolardı bi iki  dal" sitemine canım arkadaşımın cevabı daha da korkunçtu!!! "Size yoluk yoluk verirsem X hocama yoluk çiçek mi götürücem!?!"
Ulan arkadaşım (bak nası uyuz olduysam aynı yazıda iki ulan kullandım)! X hocana yoluk çiçek vermemek için bize yoluğunu bile vermiyosun ya, aşk olsun! 

Arkadan çiçeğin sahibi X hoca diğer hocaların öğretmenler gününü kutladı, bana dönüp darısı başına demesin mi?!

Allahım bi günde bu kadar ezilmek reva mı?!

Hocam darısı başına dedi, kocam hiç konduramadı, en yakın arkadaşım yoluk çiçeğe bile layık görmedi, sekreter öğretmen sayılırsın dedi....

Annemm... O da unuttuuuuuuu!!!! İnsan kızının ilk resmi öğretmenler gününü unutur mu anneeeeğğğğ diye sitem ettim ona da.. Üzüldü kıyamam, o üzülünce ben daha çok üzüldüm..  

Ama günün finalini kocam kendini affettirme çiçeğiyle öğretmenler gününü birleştiren bi çiçekle aldı gönlümüüü.. =)))  Kıyamammm.. 


Cıııııkkkk! Bu kadar ezik olucaksa seneye 24 Kasım hiç olmasıııııın! =)))

15 Kasım 2010 Pazartesi

İşte sır gibi saklanan doğum günü hediyesi! =))

Malum, dün kocamın doğum günüydü.. Biz akşamın bi saatine kadar kutlama moduna girememiş olsak da küçük bi kutlama yaptık başbaşa.. 


Her şey sevdiceğimin ilk tanıştığımız günlerden beri kurduğu bir cümleyle başladııı.. ''Senin bi minyatürün olsa keşke, karşıma koysam'' derdi hep.. Ben de nasıl yapsam diye düşünürdüm ama olabilir bi istek gibi gelmezdi...

Ama olabiliyormuş! =) 

Bloglar sağolsun, bi gün ordan oraya gezerken Senin Bebeklerin'i keşfettim.. Kişiye özel örgü bebekler, maskotlar, figürler üretiyor Dilek hanım.. Tamamen el yapımı bebeklerinizin yapılabilmesi için birkaç fotoğraf göndermenizmeniz yeterli.. 


Sonuç mu?! İşte böyle.. 







Ortalama 15-20 günlük bir üretim sürecinden sona alıcı ödemeli bir şekilde kargolanıyor bebekleriniz.
Fiyatla ve diğer ürünlerle ilgili bilgiyi Dilek hanımdan edinmek mümkün.. 

Nasıl?! 
 Şirinler değil mi?
=)

Biz bebeklerimizi yerimize bıraktık, Denizli'ye bayramlaşmaya gidiyoruz..
Bu sefer bol fotoğrafla değil, bol bol seminer hazırlığıyla dönerim inşallah.. 
Zira fotoğrafla dönersem bilin ki seminerde fıkra anlatma şeklinde şansımı denemek zorunda kalabiliriiim! =)

Herkese iyi bayramlar..=)

14 Kasım 2010 Pazar

Az önce kocam doğduuu!..


Sevgilimin doğum günü bugün.. Yani son 35 dakikadır.. 
Kutlayanı olsun diye yazmıyorum.. 
Maksat kocacım biraz heyecanlansın.. 

Çooook güzel bi sürprizim var onun için.. Yoğun bir fikir alma döneminden sonra hazırlandı.. Şu an açık açık söyleyemesem de yarın gece paylaşıcam herkesle.. Ama önce kendisiyle.. 

Sevgilimmm... Düşünüyorum da kutlama cümleleri eksik kaldı bu gece.. 
Sadece.. 
İyi ki varsın falan az sana.. İyi ki hayatımın ta kendisisin.. 

Seni seviyorum...


12 Kasım 2010 Cuma

Sekiz artık bizimle.. =)

Aslında  bi çanak çömlek yapım postum kalmıştı ama Kapadokya maceraları beni bile baydı.. 
Ööööf yeter dedim..
Boşverin şimdi siz onu!
Bu hafta evimizin yeni bir ferdi oldu.. 
"Sekiz"
=) 

8 bizim için özel bir sayı.. O kadar ki "birilerinin" bile 8'i oldum tesadüfen.. =))  
Hem bu özellikten hem de tipi benzediğinden Sekiz koyduk adını.. 

İşte "Sekiz" bu.. 

Allahım ne korkunç bi fotoğraf olmuş =) Okulda bu kadar oldu ama..  =) 

Kendisi ayın 8'inde geldi bana.. 
Ayçi'nin aldığı bambudan sonra -ki onun da adı eylil- ikinci canlım kocamdan... 
Bir Bonsai!

Çoook anlamlı bi hediyeydi benim için.. 
AMA..

Ben nasıllll bakarım bi bonsai'ye?! Kendisi çiçek bakımında "advanced" düzeyde bi çiçekmiş!
Kabusum oldu, bu kadar anlamlı bi çiçeği öldürmemeliyim.. 
Artık ismi de var, duygusal bi bağ da kurduk.. 

Bambu'nun etkileri yeni geçmişti oysa ki.. Alışınca "Seni yaşatıcam" modundan çıkmıştım.. 
Şimdi tekrar o haldeyim.. 
Biri beni kurtarsıııııınnnn! =)

Ama Sekizcim sen  üzülme, seni yaşatıcam :P