9 Eylül 2010 Perşembe

Bu kadarı da fazla ama.. =))

24 saatte bu kadar değişilik fazla ama gidiyoruuuz! Yarın sabaha mucize eseri bilet bulduk.. 
Hayırlısıyla gidip dönelim daha da yılan hikayesi olmadan! =)))

Biraz paranoya yaptım bu yol olayında bu sefer.. İptal oldu, sonra tekrar bilet bulundu falan.. 
Üçüncü sayfa haberleri aklımda =) 
O yüzden biz yoldayken yağmur yağmasın lütfen!
Durduralım onu! Ben gelince yağabilir bol bol.. =)) 

Herkese iyi bayramlarrr, bize de iyi yolculuklar... =))

8 Eylül 2010 Çarşamba

Bayram hediyesi olarak hayal kırıklığı!


Dün akşam valizi kapatıyorum, hadi gidiyoruz derken birden tepe taklak olduk!.. 
Neden?!
Çünkü  yönetici olsa da inek öğrenci psikolojisinden çıkamayanlar var.. Hani hoca kızar diye anında arkadaşını satanlar vardır ya.. Suçun büyük kısmı onlardayken korkudan suçu arkadaşına atıp kenara çekiliverirler hocaya yaranmak için.. Öğrencilik döneminde böyle olanlar daha sonra yüksek ihtimalle yönetici olurlar.. 
Oldurulurlar..
Onlar zeki değil çalışkandır.. Kurallara ölümüne bağlıdır.. Bir üst yönetimden deli gibi korkarlar kendileri zarar görürler diye.. Zamanında hocadan korktukları gibi.. 
Bu girizgaha gerek yok aslında.. Olay şöyle;

Eşim büyük bir firmada bilgisayar mühendisi.. Onlarda en küçük birim takımlar ve yönetici olarak takım liderleri var. 
Şu arefe günü yarım gün tatil olduğu için izin almadan önce hem dün geceye hem bu geceye bilet ayırtmıştık.. Eşim pek sevgili takım liderinden opsiyonlu biletimiz olduğunu, izin verirse arefeden bi gece önce, vermezse arefe gecesi çıkacağımızı söyledi.. Gruptan pek çok insan emr-i vaki yaptığı için kura çekildi ve kura bize çıktı.. 
Çıkmaz olsaydı!!!!!
Biletimizi aldık.. Önce "Bunda kuraya katılan kurban bayramında katılamaz" dedi bileti her şeyi ayarladıktan sonra.. Tatil planlarımızı mahvetti.. Yüzsüz yüzsüz eşime "Aaaaa bunu sana söylemedik miii?!" dedi... 
Daha sonra da gruptaki başka bir kız yüzünden patlak veren bi olay sonucu -ki onun da suçlusu bu kadın- kabak bizim bu arefe için aldığımız izne patladı. 

Bir üst yöneticiden diğer kız için azar işiten takım liderini bir paniktir aldı.. Eşime de izin vermişti.. Ve korkusundan 5 gün önce onayladığı izni "Bu şartlar altında iznini onaylayamıyorum" diyerek iptal etti!!! Opsiyonlu aldığımız diğer bilet yandı.. Türkiye gerçeklerinden bi haber olan beyaz yakalılar bugün için almamızı söylediler.. Ne vardı ki bunda?! (Bayramda da biletler havalarda uçuyodu zaten!)
Bilet doğal olarak bulunamayınca lütufta bulunarak mutttlaka bayramın 1. günü gitmemizi rica etti, sanki onun tasarrufundaymış gibi!..

Denizli'ye bayram için ve eşimin kuzeninin sünneti için gidiyorduk.. Çocuk arayıp duruyormuş oyuncağımı aldınız mı diye bir yandan... Herkes ilk evli bayramımız olduğu için ve bütün aile bir arada olacağı için hazırlık halinde.. Ben valizi boşaltmaya kıyamıyorum.. 

Burnumuzdan geldi açıkçası.. 

Daha kötüsü, bu bayram Denizli'ye gidemezsek kurban bayramı tatil planlarımız da suya düşüyor.. 

Oldum olası yönetim zaaflaarı olduğunu düşündüğüm yöneticiden artık daha da çok nefret ediyorum... "Eşin bizi canavar olarak görüyordur" demiş az önce benim için..

Canavar mı?!


 

Canavar denince ilk aklıma gelen bunlar olduğuna göre biraz fazla hafif kalmadı mı?!

7 Eylül 2010 Salı

Yolculuk...

Arada bir düşer içime yolculuk.. Sıklığı ruh halimle doğru orantılı olarak değişir..  
Şarkıdaki gibi kumru sesi duymama da gerek yok aslında ama, her yola çıktığımda içimden söylerim bunu..
Mırıl mırıl!..
Garip bir yolculuk bu seferki benim için.. Yeni "memleketim" bekliyor bizi..
Hep özenirdim memlekete gidiyorum diyenlere..  Bende biraz eğreti durdu sanki ama nüfusa bile orda kayıtlıyım artık.. (Soyad değişimi koymadı da, Üsküdar'ın silinmesi koydu biraz fark ediliyo sanırım.. :P)

Neyse.. Çift olarak gidiyoruz Denizli'ye bu sefer.. Evlenip dönüşümüzü saymazsak ilk "evli" Denizli yolculuğumuz.. Toplamda iki kere gittim bugüne kadar zaten, ikincisi nikahımız içindi. Annem de bizimleydi o ikisinde.. İlk annemsiz Denizli yolculuğumuz da diyebiliriz buna, ne çok ilk ve Denizli dedim.. =)) 

Gayet neşeli hazırlanırken sevdiceğimin yöneticileri biraz turp sıktı keyfime ama kendime gelmeliyim.. Valizleri kapatıyoruuuuum.. 

İlk on dakikasında uyuyup, gözümü sabah açacağım uzun bir yol bizi bekliyor artık! 

Bir de "Unutulmamalılar" listesi yaptım battal boy not defterime... (Buzdolabım olur kendisi) İğnelerimi inatla olmadığıma göre bol "ler/lar" olan bu listeden  bi şeyleri unutacağıma %100 eminim..

Ne de olsa liste yapıp kontrol etmeyenlerdenim ben... =)

Gayet kalabalık bir bayram bekliyor beni alışık olmadığım bir şekilde.. Ama kendimi reklamlardaki geniş aileler gibi hissetmeye başladım şimdiden! 
İyi bi şey bu, iyi bi şey =)))

Gidiyorum ve herkese çoooook güzel bayramlar diliyorum... 


not: online sayım yapamayabilirim bu 4 günde ama içimden sayıyorum..
 büyük güne 9.. =)

4 Eylül 2010 Cumartesi

Yorgun Cumartesi... Öksüz Kırmızı Duvar..

Cumartesi'den lanetleri uzaklaştırdık sayılır.. Ufak tefek aksilikler oluyor hala ama en azından günü öldürmüyoruz.. 
Hayati (!)  bi karar aldık bugün..
Kocam ve ben lenslerimizle vedalaşıyoruz.. 
Geçen seneden beri yalvarmama rağmen ikna edememiştim kendisini.. Yok söz, nişan, nikah, düğün... Bahanesi çoktu.. Gözlüklü olmak istemiyordu haliyle.. Ben de istemezdim gözlüklü gelin olmak.. Hak verdim o yüzden.. =) 
Ama bahaneler tükendiiiii!
Nikahtan beri kızaran gözü ağır enfeksiyonluymuş meğer.. 15 gün lens yasaktı.. Ama 15 gün sonra dönse de dikkat etmicekti.. İkna turlarına başladım ve 5. günün sonunda-ki öldürdü o 5 günde beni- çabalarım sonuç verdi.. 
Gözlüklerimizi seçtik bugün.. 

Yok hayır.. Bunlar değil.. =))) Bunlar bizim eskici amcadan =)))

Aslında sevdiceğim gözlükleri seçti, ben de onun ilk taktığı ve beğenmediği gözlüğe aşık olup kendime aldım. Özellikli bi şey değilse de gözlükle ilk görüşte aşk yaşadık.. 
Sıfırcı Melahat günlerim başlıyoooo! =)))

Onun dışında da bol bol işlerimizi hallettik bugün.. Bayramda Denizli yolları göründü bize.. Malum, ilk evli bayramımız.. =) Annem de gelse daha iyi olucaktı ya.. Mümkünsüz.. 
Neyse efendim, Denizli hazırlıklarımızı tamamladık.. Hediyelerimizi seçmek biraz zorladı bizi.. İki kararsız her alışverişimiz böyle olucak korkarım... 
Ayaklarım davul oldu ve ağrıyolar.. 
O derece gezdik yani... 

Ama haaaala bi sorunumuz var.. 

Kırmızı duvarımıza aksesuar bulamadık yine! =(

 Kırmızı duvar ne ola ki derseniiiiz; boyacı hatası yüzünden bordolaşmış, salonumuzu renklendiren  tek bir duvar.. Çok hassas kendisi.. 
4 aydır o duvara aksesuar arıyoruz.. Koyulaşmış rengi yüzünden tablo bulamıyoruz istediğimiz gibi.. Kendi fotoğraflarımızı değerlendirelim dedik, çerçeve beğenemedik.. Çıplacık kaldı duvar.. 
Gerçek anlamıyla öksüz ve ruhsuz görünüyor! 
Bi ikea yapmalıyım, tek umudum o...




2 Eylül 2010 Perşembe

Kördüğüm =))


Çözmesi biraz zaman aldı, çözdükçe dolaştı.. Kördüğüm koydum ben de adını =))


İşim
Olmazsam ölürüm sandığım, uğruna tırım tırım tırmalandığım bir işim var.. İsmi pek havalı, uygulaması pek eziyetli ama seviyorum kendisini; akademisyenim..

Sevdiğim Film Türü
Genelde film seyrederken uyuyakalırım ben.. Ama en çok romantik komedi izlerken uyuyakalmayı severim ve tercih ederim ki sonunu tahmin edebileyim.. =)

Sevdiğim Müzik Türü
Tek bir tür belirleyemem kendime.. Ayrıca mevsimsel olarak da değişir beğenilerim.. Yaz aylarında ennn çok da Pink Martini dinlerim.. Gerçi artık eylül geldi, bu da benim Ortaçgil mevsimim demektir..

En sevdiğim Dinleti
Şimdilik Pink Martini..

En Beğendiğim Yazar
Cümleleri sürekli benim gibi tersten kuran Elif Şafak.. Hafif çatlak ve ukala Cem Mumcu..

Son Okuduğum Kitap
Bakırköy Akıl Hastanesi'nin Gizli Tarihi
Cem Mumcu, Betül Yalçınkaya, Peykan Gökalp

En Sevdiğim Oyun
Mızıkçıyımdır ben, pek oyun sevmem.. Yenilirsem sinirlenirim.. Bi tek Tabu oynarken mızıkmam.. O zaman en sevdiğim oyun Tabu diyebilirim sanırsam..  


Tuttuğum Takım
Tabii ki Galatasaray =)

Şuna Bayılırım
Uyanır uyanmaz deniz görmeye bayılırım (ki şimdilik ancak tatillerde mümkün), sıcak ekmek kokusuna ve içine bayılırım.. 
Bi de düğümcübaşım Ayçi'm narkoza bayılırmış, ben
kana bayılırım..Şak diye hem de... 

Keşke
Ne ki?!

En Sevdiğim Seyahat Mekanı
Bütüüüüün Ege..

 Boş Zamanlarında Naparsın?
Miskin miskin yatarım.. Zor bulduğum boş zamanlarımda bomboş olmalıyım!

Eğer Bankalara Sığmayan Paran Olsa Naparsın
Harcarım.. Gezerim, tozarım.. Belki biraz da yastıkaltı yaparım.. =) Bankalara sığmayan para yastıkaltına hiç sığmaz ya.. Neyyyse..

En Sevdiğin Hayvan
Tabii ki kedi ve bununla çok alakasız olsa da Penguen.. 

Bir Süper Kahraman Olsaydım 
Olamazdım! Olsam olsam Garfield olurdum ben.. =)

Bir Daha Görmek İstemediğim Şeyler
Böcekler!

Satın Aldığım En Kötü Şey
Ayağıma 5 numara küçük gelen(tamam 5 olmayabilir), sırf tipini sevip aldığım ve ısrarla giymeye çalıştığım çizmelerim.. 

Şu Zamanda Hayran Kaldığın En Güzel Şey? 
Annemmmm...  Onun yaptığı şeyleri yapınca yaşam hızına hayran kaldım.. Belki de "anladım".. =)

Kahvemi Şöyle Severim
Rengini beyazlatmicak kadar, kıvamında sütlü ve şekersiz =))

Akşama Ne Yemek İstersin?
Her akşam sarma yemek isterim de kim yapıcak yahuuu!
Duymaktan Hoşlandığın Söz 
"Yarın izinlisin" =) 

Söylemekten Hoşlandığın Söz

Bir Artı Bir Eşittir
2'miz.. =))
Evden Çıkarken Unutulmaması Gereken 
Kesinlikle anahtar, ağrı kesici, glutensiz ekmek...


En Sevdiğin Çiçek 
Papatya.. 
En Sevdiğin Olay 
 Gece pijamalarımı giyip  yatmak ve tek ayağımı pikenin/yorganın dışına çıkarmak, o serinlikle uyumak..

Nasılsın? 

İyiyim hoşum ama bazen huysuzum, özellikle açken ve sabahları meymenetsizim..

Sıkılınca Ne Rahatlatır Seni?

 Yazıya dökülemeyen hoş bi efekt yaratmıştım final zamanlarında.. Tam da o..  Şöyle bi şey; böüüüüvvvv!


En Sevdiğin Şeker
 Pamuk şeker mi, elma şekeri mi bilemedim.. İkisi de diyelim.. =)

En Sevdiğin Çikolata

Damak =)

En Sevdiğim Renk

Mor

Gelmesini Beklediğin Gün

Doktoramın biteceği gün.. 
(tabii önce tezi verip doktoraya girmem lazım ama çaktırmıyorum)


Gitmek İstediğin Yer :

Canım kocamla Yunan adaları, Ayçi'yle Beyrut, Annemle Mısır ilk etapta.. Arkadan Prag olabilir..

En Çok Korktuğun Şey

Öldürmeye çalıştığım böceklerin-ki asla başarılı olamam- bi anda kocamaaan olup üstüme saldırmaları..


En Sevdiğin Şehir 
Uzaktayken hep özlediğim; İstanbul'um 
ve 
Emekli olup yerleşmek istediğim; Muğla


Şuan İnternette Olmanıza Rağmen İnternet Hakkında Ne Düşünüyorsunuz?
AMATEM'de bölümü açılması gereken şey.. Dünden beri mahrumdum kendisinden, ellerim titremeye başlamıştı artık.. Şükür ki kavuştuk! =)

Hedefin:
Çoook yolum olduğunu biliyorum..İnternete kendimi vermek yerine makalelerime gömülmezsem olamayacağımı da.. Ama tabii ki akademisyenlikteki ennn üst nokta..


Hayalin 
Tipik emekli hayali işte.. 
Küçük bi kasabada yaşamak.. Denize karşı.. Sakin.. Doğal.. =)


Sevdiğin Sözcük
Eşşşşşek! =)) 
Bi sevgi belirteci benim için, sevgimi ifade etmekte zorlandığım noktalarda kullandığım bi belirteç.. =)

Bu Düğüme Nasıl Karıştın?
Ayçi'm düğümledi tabii ki... 

edit: Düğümün devamlılığı esasmış efendim; o zamaaan ben dee Ceyda'mı düğümlüyoruuuum..