7 Ağustos 2010 Cumartesi

Lanetlerden uzak bir Cumartesi... Sonunda.. =)


Bu sabah gerginlik yoktu..Çok şükür hiçbir elekronik alet bozulmadı, teknik servislerle saatler süren çekişmeler yaşanmadı! =)) 
Aksine bir haftadır peşinde koştuğumuz televizyonumuz şu anda geldi! Canım kocam sevinç halinde adamlara televizyonu kurduruyor.. 
Bu sıcakta evden çıkmak da pek akıl karı olmadığına göre sanırım şimdi koltuğumuza kurulup film izleme zamanı! =)))

6 Ağustos 2010 Cuma

Hastalıklardan sonra gelelim sakarlıklara.. =)

Evet evet! Sakarım ben.. Çooook hem de! 
Bu yeni bi şey de değil  üstelik.. Ben kendimi bildim bileli sakarım! Her gittiğim şehirde en az bir kez düşerim... Dizlerim yara bere içindedir hep, ayaklarım burkulur sürekli.. Ellerimde kesikler ve vücudumun muhtelif bölgelerinde yanıklar!..
 Başucu kremi gibidir "Silverdin" benim için. Her daim mutfaktadır.. Ve yedeği de bulunsun diye fazla fazla aldığım nadir şeylerden biri de yarabandı!..
Geçenlerde fırına yapıştı bacağım, bi silverdin sürdüm, önemsemedim! Çocukken de davul fırına ve gaz sobasına yapışmıştım zaten.. Alışığım kısacası.. 
Dün akşam işten geç gelip aceleyle mutfağa girince önce tavanın sapına yapışmak suretiyle yandım.. Silverdin bile dindiremedi bu sefer.. Tam yanığı atlattım derken şimdi de rondonun bıçağıyla elimi kestim! Tam mutfağı toplarkeen carrt diye kesti elimi! 
Neyse 15 dakikada durdurdum kanamasını ama annemi istedim çok.. Olsaydı "Ne sakar şeysin kızım sen yaa!" derdi hemen =)
Hala sızlıyo içten içe.. 

Demek ki neymiş; kullanma kılavuzunda yazan "Dikkat parçalar kesicidir!" ibaresini dikkate almak lazımmış... Artık rondo fobim var, duyrulur! =)

5 Ağustos 2010 Perşembe

Çölyak ve Laktoz İntoleransı... Gidin başımdan.. Ben size göre değilim!..

Çölyak'a karşı açtığım savaşı bugün kaybettim.. O da yetmedi laktoz intoleransım beni yere serdi, ayağıyla da üstüme bastı!
Yok yok! Aslında savaş yeni başlıyor..
Yaklaşık 3 aydır "doktorumun sözünü daha ne kadar çiğneyerek yaşayabilirim" deneyi yapıyordum.. Ama ağrı, sancı, şişkinlik ve bitmek bilmeyen ishale daha fazla dayanamayacağımı anladım.. Bugün son günüm.. 
Bu çölyak başa bela bi şey.. Bilen bilir, bilmeyenlere de ben açıklayayım;
Çölyak bağırsağın Gluten denen proteine karşı verdiği tepki, ömür boyu süren bir allerji durumu.. Gluten içeren maddelerin alınmaya devam edilmesi bağırsak florasının bozulmasına, gıda emilimin azalmasına, bağırsağın yüzölçümünün azalmasına ve daha sonra vücutta bazı maddelerin eksilmesinin getireceği pek çok hastalığa yol açabiliyor. 
Ne yapmalı?
Gluten içeren hiçbir yiyeceği tüketmemeli. Bunlar arpa, buğday, çavdar, yulaf gibi tahıllar başta olmak üzere, hazır satılan pek çok yiyecekte kullanılan katkı maddelerinde de görülebiliyor. 
Bu ne demek? Ekmek, makarna, un ve unlu mamüller, alkol vs..  hepsiyle vedalaşıyoruz. Yetmiyor, alışverişte deli gibi karton kutuların, şişelerin, konservelerin üstünü okuyor, bunun için bütün o E1231910948 şeklinde uzayıp giden kodları ezberliyoruz. Glutensiz un denen pirinç unundan bozma unla ekmek yapıyoruz, olmadı mısır unuyla idare ediyoruz. Makarna isteğini kayış gibi mısır makarnasıyla gideriyoruz. Pastahaneleri sadece koklayabiliyoruz..  Sosyal ortamlardan uzak duruyoruz ki "hadi bi kadeh içiyim"ler üst üste olmasın. (Ayda bir içebiliyoruz.)
Hadi çölyakla barıştık diyelim! O laktoz intoleransı... İnek ve koyun sütü ve ürünlerini tüketemediğiniz bir durum. Keçi sütü, keçi peyniri var yerine.. Keçi sütü bakkal amcamızda, en yakın orta halli marketlerde falan bulunmuyor. Zaten şekerli gibi bir tadı olması beni kendinden soğutmak için yeterli bir sebep... Peyniri fena sayılmaz ama peki ya yoğurt?!
YOK!
Manda yoğurdu bile var da şu İstanbulda, keçi yok! Evde yapma gafletine ise sadece bir kere düştüm! Su gibi, pütürüklü bi şey!.. Özellikle benim gibi peynir ve yoğurtsuz yaşayamayan insanlar için çölyak'tan da beter bu!
İşkencem keşke bununla sınırlı olsa.. Reflü ve Gastrit de bunlara eşlik edince besin listem bir A4 kağıdın yarısından biraz fazla.. Sebzeler, meyveler.... Onların bile bir kısmı!

Çölyak ve laktoz için pollyannacılık oynamak gerekirse, küçücük çocuklarda daha çok görülüyor. Gel de çocuğa anlat glutensiz yaşamı! Kreşte doğum günü partisi olsun ama o pasta yiyemesin.. Herkes yumuşacık ekmeğe reçel sürüp yerken, o baksın.. Çikolatadan, abur cuburdan uzak dursun..
Çocuklara daha doğrusu çölyakla mücadele eden annelere Allah sabır versin...


Merak edenlere birkaç not: Glutensiz ekmek, kurabiye ve pastalar Halk Ekmek'lerde bulunuyor. Bir de Avrupa Yakasında bir pastahane olduğunu duydum ama daha test etmedim. 
Gerçi glutensiz olsa da keçi sütüyle mi yaptı bakalım?! Benim gibiler için o da risk.. En iyisi evde yapmak..
Mado'nun keçi sütüyle yapılmış dondurmaları varmış..

Araştırmalarım sonucu aldığım bilgiler bunlar.. Gerçi anneler bu konuda benden daha profesyonel.. Çölyak'ın acemisiyim hala..


3 Ağustos 2010 Salı

Buldum'cuk!


Sanırım ben buldumcuk olma yolunda ilerliyorum hızlı adımlarla.. Hani evlendim ya.. Çoğu insanın yapıp bi daha da üstüne basmadıkları bi eylem hani.. Henüz çok yeni olduğundan mı nedir, üstüne basa basa söyleyesim var =)) Ev-len-dik! 
En çok korktuğum şey de başıma gelmedi zaten! Eskisinden farklı olmadı hiçbir şey.. Çabuk alıştık bir olmaya, birlikte yaşamaya..
Sadece bizim için değil, ailemiz,arkadaşlarımız için de geçerli bu! Onlarda alıştılar.. Bir kişi hariç.. Sanırım bir tek annem alışamadı bu duruma...Ben de annemsiz bir eve... Onun da çok kolay olmayacağının farkındaydık zaten ama..
Neyse, gözleri doldurmayalım! Ne diyordum?! 
Buldum'cuk!
Etrafımda sürekli "kocacım, kocacım" diye gezip evlilikten bahseden kadınlara laf ederken, onlardan biri mi oluyorum acaba?! 
=))

                                                            

  notcuk: imzası çıkmamış ama ceyda'm çekti bu fotoğrafımızı..
favorilerimden.. 
=)))


2 Ağustos 2010 Pazartesi

Bunaltı!

Evet evet.. Bunaltı! 
Yaz günü bomboş okulda oturmanın verdiği his bu! Bunalmaya neden olan sıcak ve ona eşlik eden mide bulantısının birleşimi.. 
Bugün bitmez!..