13 Ekim 2010 Çarşamba

Ne iyi ettim de doğdum yahuuuuu! =))))

Bi şey oldu 24 yıl önce bugün..
Biraz gecikmeli de olsa ben doğdum!
Bari doğumum normal olsaydı.. Vaktinde yani! =)
Olmadı..
Vakitli şeyler bana göre değil pek.. O zamandan belliymiş!.. Adam olacak çocuk işte..

Doğduğum için değil, annem beni doğurduğu için mutluyum bugün..
Sabah aradı, "iyi ki doğmuşsun, iyi ki benim kızım olmuşsun" dedi!
Yok bi yanlışlık var.. "Asıl iyi ki 'sen' doğurmuşsun" beni dedim..
Duygusal anlar yaşadık yine sabah sabah! =)

Saat: 11:15... Tam doğduğum saat.. Çiçekçi geldi! 
Bu kadar ince kim olabilirdi ki?!
Doğduğum saati tek bilen insan.. 
Annem! =)))

Bu arada evli ilk doğumgünüm bu.. Sevdiğim adam var yanımda! İlginç bi hismiş.. Gece yarısı karşı koltuktan gelip sarılması, iyi ki doğdun diyerek uyutması.. Şefkat patlaması yaşıyorum! =))

24'ü devirdik, 25'e doğru yol alıyoruz birlikte.. Ne yaş almak, ne yaşlanmak, ne de büyümek benimkisi..
İçimde hala aynı balonlu, pamuk şekerli kız var.. =)))
Salıncaklara koşan..
Dengesiz sevgi ve sevinç kullanan..

Karşımda renkli vazom, ayıcıklı çiçeğim.. Yeni yaşımı karşılıyorum! 
Evet yahuuu..
İyi ki doğdum! =)


p.s. fotoğraf yükleyemedim.. takıldı blog.. neyyyyse.. sonra yüklerim artık!

10 Ekim 2010 Pazar

Duygu/sal haftasonu..

Duygusalım..
Hatta duygu/sal'ım..
Saldım duygularımı gitti.. 
Düğün öncesi psikolojim hortladı sanırım.. 
Her şey yazlık/kışlık dönüşümü yüzünden oldu! 
Bilen bilir, benim atkı bere takıntım sonsuzdur.. Evlilik öncesinde annemle yaptığımız büyüüüük eleme sonucu atkı berelerimin yarısıyla vedalaşmak zorunda kalmıştım.. 


Kış erken gelince artık kışlıkların çıkma vaktidir dedim, demez olaydım! Çünkü bu elenmiş haliyle bile atkı ve berelerim sığmadı! 
Bende de üzerinize afiyet iki gündür bi göz yanması, bi sulanma vardı yerli yersiz.. Patlayıverdim! 
Neden?! 
Atkılarım sığmadı diye!
Üstelik dün yeni bi şapkam bile olmuştu.. 
Onlar sığmadıkça sinirlendim, annemi özledim.. Hep birlikte yapardık bu dönüşümleri.. Belki de en çok ona ağladım.. 

Yetmedi, etkileri bugün de devam etti.. 
Sürekli doldu gözlerim.. 
Bazen taştı bile!
Evet, sanırım annemle aynı evde olmayı özledim..

Burda susmalıyım galiba!

Yoksaa..

8 Ekim 2010 Cuma

Yağmur başa vurunca.. =)

Yok..
Yapamicam..
Bugün şöööyle romantik, yağmurlu bi post beklemeyin benden.. Yağmur herkesin başına vurmuştu bugün ve romantizmin yanından geçmiyordu!


He şimdi kocam ellerinde çiçekler kapımda sırılsıklam gelmiş olsa romantik olmaz mıydı, olurdu! Ama kendisi gayet uykulu bi sesle aradı bi şey lazım mı diye.. Markete girmek ister bi hali bile yoktu.. Anca buzdolabı poşedini alıp gelebilir gibi görünüyor şu an.. Buna da şükür =))

Ne diyodum.. Evet.. Sabah herşey kütüphaneye gitme amacıyla başlamıştı oysa..
Bi kalktım! O da ne!?!
Yoğun bi ıslaklık var sokakta.. Hava zaten karanlık..
Bi de ben akıllı insan bütün çizmelerimi annemin evinde bırakmışım..
Evin kışıyla ilk defa tanışıyorum ya..
Kış gelmez bu eve sandım herhalde, ya da çok uzaktı kış. Çabuk geleceğini tahmin edemedik..
Ama geldi..

Anne kahvaltıya çağırıldı, ayakta malum bez pabuçlarla sokağa çıkıldı ve bot alındı fırsattan istifade.. Ama çok sevgili annemin de aklına şu çocuğa çizmelerini götüreyim demek gelmedi..
Neyse kapının önündeki arabaya 10 saniyede sıçana dönmek suretiyle binildi.. Analı-kızlı alışveriş merkezlerinden nefret eden tipler olarak en yakın alışveriş merkezine gidildi.. Her zamanki gibi plansız alışveriş yapıldı.. =))

Fotoğrafını çekemediğim muhteşem bi fötr denendi.. Akıllarda malum kişi! =))
Ve güne şunlar damgasını vurdu...

Kapalı şemsiyesine ıslanmamak için kafasını sokan  bir adam..
"Pizza yemeyelim, çok hamur işi yedik bugün.. Gel makarna yapalım!" diyen, makarnaya sebze muamelesi yapan bir anne..
Televizyonda mesleğini "Türkçe ve Matematik Öğretmeni" olarak okuduğum kadının Trafik ve Direksiyon Öğretmeni çıkması... Bunun annem tarafından yüzüme vurulması.. 
=)) 
Heee.. Kütüphane?! 
Eve taşındı.. 
Bu haftasonu blog değil, bildirimi yazmalıyım!
Bana şans dileyin eyyy ahaliii.. 



6 Ekim 2010 Çarşamba

Eylil'den sonra ne vardı?!.. EKÜM! =))

Dün mutsuzdum biraz malumunuz..
Önceki gün beni mutsuz eden olay yüzünden iş çıkışı omuzlarım çökmüş bi halde, hırsımı kaldırımdan çıkara çıkara yürüdüm.. Biraz da acelem vardı..
Ne kadar mutsuz olsam daaa beni çooook sevdiğim iki kişi bekliyordu City's alışveriş merkezinde. Sevgili Finlandiya'lı misafirlerimiz ve uzuuun yatak haftasından sonra ilk iş günümdü Pazartesi. Erken kaçamadım.. Bütün gün onlardaydı aklım ve gerek sesli gerek yazılı olarak maydanoz oldum günlerine ara ara.. =)))
Neyse en nihayetinde bana yakın olmak için Nişantaşı'na geldiler. Hiç umudum yoktu bu buluşmadan aslında.  Ayçi'nin Eylil gelişinde eşkiyalık yapıp iki günü birden zapt ettiğimden bu sefer ısrar da edemicektim.. Ama gerek kalmadı..
Eküm'de de Ayçi haftası yarattık =))
Birbirimizi görmemiz yine biraz olaylı oldu aslında.. Alt kattan el sallıyoruz dediler ama çırpınışlarını benden başka herkes gördü! Dalin standındaki kızlar "Arkadaşlarınız şurda galiba" dediler..  "Yaaa evet.. Teşekkürler, kem küm.." diyerrek uçtum yanlarına..
Geçirdiğimiz süre çok uzun değildi ama bol dedikodu ve fotoğraf bizimleydi yine..
Üstelik sonundaaaa Ceydayla da buluşabildik! İstanbul'un iki ucunda oturan insanlar olarak bizi Samsun'dan gelen Ayçi'nin buluşturması çok acıklı! =))


Ayçi'yle yanak yanağa normal bi fotoğrafımız olsun dedik.. Ama sanırım senkronu tutturamadık! Bu sefer o gaayet dinlenmiş ve güzel, bense yorgun ve berbat görünüyorum! =)


Ama sonra normal fotoğraf sevdasından da vazgeçtik! =)


Klasiğimizi üçledikkk.. =)


İki fotoğrafçının fotoğrafını çektim bol bol! Hem de onların makineleriyle.. Ve evet itiraf ediyorum, çok zevkliydi ama elime yakışmıyoduuu! =))


Başkasına çektirirken bile niye böyle iki büklüm durduğumu anlamlandıramadık ayrıca.. =)))

Ayrılmadan önce metroda bööööyle kocamannn gülüyoduk hepimiz =))


Bu kadar değil fotoğraflar tabii ki.. İki fotoğrafçıyla sokağa çıkar da bu kadarla yetinir mi insan.. Diğerleri için Ayçi'yi bekliyoruz ailecek.. =))

5 Ekim 2010 Salı

Ağır..

mutsuzum bugün.. kelimenin hakkını veriyorum.. 
hak etmediğim şeyler duymaya alışık değilim.. bu kadar sert bi dünyanın insanı olamayabilirim.. 
mücadele de bi yere kadar.. 
dürüst olmanın, herşeyi olduğu gibi anlatmanın, bi şey isterken yalan atmamanın cezasını çekiyorum dünden beri.. 
dün akşam o kadar güzeldi ki aslında..
ama güzel şeyler bitince gerçeğe dönüyosun ya tekrar.. 
daha da ağır geliyo gerçekler..
ağır!
:(

omuzlarım düştü bugün.. harflerim küçüldü.. kaçmak istiyorum her şeyi bırakıp..


bugün bana
ağır..