30 Eylül 2010 Perşembe

Üçe beşe bakmıyorum, gün saymıyorum.. Hala yatıyoruuum!

Evet evet! Yata yata büyüyen ilk elma olma yolunda emin adımlarla ilerliyorum! Ne gripmiş yahu! 
En son normal hayata dönüyorum demiştim.. 
Gayet hevesliydim de.. Hatta şöyle uyardım normal hayatta yanımda olanları;

"yarın normal hayata dönüyorum! birazcık gürültülü öksürüyor olabilirim. uyarıyorum! lütfen ani tepkiler vermeyiniz. korkmanıza gerek yok, zatürree değilim. "o nasıl öksürük, karda mı yattın?!" hiç demeyin. çocukluğumdan beri aynı cümleyi duyuyorum ama hiç karda yatmışlığım yok.. biraz daha ısrar ederseniz ilk yağan karda yatabilirim =))"

Ama uzun zamandır insanlara bu kadar hak verecek şiddette öksürmemişim meğer... "Ciğerlerim acaba fırlasak mı lan?"diye birbirlerini dürtüyorlar ressssmen! Bin tane doktorla münasebet içine girdim şu bi haftada.. İstemeye istemeye.. Çocukluğumdan beri nefret ettiğim o şurupla yeniden buluştuk.. Raporum, şurubum, augmentin'im ve ben muhteşem bi grup olduk! 



Dün bi ayaklanma teşebbüsünde bulundum aslında ama daha hazır değilmişim.. Birden her şey ve ben sararıp solunca yatak istirahati konusunda annemle kocamın yoğun baskısıyla karşılaştım.. 
Güya yazmam gereken bildirimle ilgilenicektim ama annemin sebze çorbası ve yastığımdan başka bi şeyle ilgilenemedim.. İstemedim de.. Sunuma da az kaldı ama Allah sonumu hayretsin =)

Hastalık postu yazmak istemiyordum ama yatakta da başka post çıkmadı =)) 
Eylül'e (eyliiil) veda postu olabilirdi mesela.. Bugün ennn sevdiğim ayın son günü.. Bu sene fazla hızlı geçti sanki.. Neyse ki Ekim de kutlu doğum ayım olma özelliğiyle ayrı bi sevilesi.. 
Hem görüşebilir miyiz bilinmez amaa  "O" yine burdaa! 
Şimdi ben bu Ekim'i sevmiyim de ne yapayımmm?! =)))

27 Eylül 2010 Pazartesi

Yatakta 3. gün!

Evet.. Çoğunuz gibi grip sezonunu açmış bulunuyorum...
Yalnız bu benim bağışıklık sistemim için kötü bi haber olsa gerek.. Zira bundan sonra iki haftada bir aynı terane..
O bu değil de, geçen sezonu onca koşturmanın içinde sıfır soğuk algınlığıyla atlatmış olmam bi mucize bence!
Augmentin-Bid'le uzun bi ayrılık yaşadık.. 23 senelik büyük aşkımıza bi yıl ara vermiş olabiliriz ama 24. senede yine birlikteyiz.. :P
Yeni evimde.. Eski dost Augmentin'imle...


İlginçtir, bugün yatakta 3. günüm.. "Uzanıp yatmak fiiliyle de hasret gidermiş olursun" dedi bi hocam.
Çok haklı..
Yattığım yer vücut şeklimi almaya başladı..
Beynim 3 gündür servis dışı! =)) Kendisini minimum seviyede kullanmaya özen gösteriyorum 3 gündür...
Beden de tembellikte ve halsizlikte sınır tanımıyor şu anda.. Ev biraz(!) dandini! =)

Annemleyken ben hasta olduğumda da yürürdü işler.. Evde illa ki yemek olurdu, düzen olurduuu, bol bol C vitaminim olurdu..
Hakkını yiyemem kocam da bu konuda oldukça çaba sarfediyor. Sabahları kahvaltımı hazırlıyor, huysuzluğuma katlanıyor..
Ah bi de küçük-büyük ev aletleriyle arası düzelse.. Yani portakal sıkacakken "Eeee nası sıkılıcak ki bunlar?!" diye yataktan kaldırmasa? =)))

Neyse şımardım hepten.. 
Bugün annem geldi, çorbamı yaptı, akşam yemeğimizi hazırladı..  Karşılıklı uyukluyoruz şu an!  Evin dağılmamış çok dedi!!! Çok daha vahim bi tablo bekliyodu demek ki benden, kıyamammm =)))

Yarın işe dönüşe hazır mıyım bilmiyorum.. Ev beni yutmuş olabilir şu 3-4 gün içinde.. Özlemişim anlamsız şeyler yapmayı.. Hazır vaktim varken o anlamsız şeylere bir yenisini daha eklemeliyim..

Hımmm.. 
Du bakiyimmm.. Ne yapsamm?!
  ....

21 Eylül 2010 Salı

Anneler ve Kızları Pazar'ı =)))

Bi haftada üç Ayçili post çok abartı olabilir sanırsam.. O zaman anneler ve kızları postu olsun bu! =)

Geçen haftasonu hiç ısrarcı olmayarak(!) Sünter teyzemle kızını (isim vermedim bak insanlar bizden sıkılmasın diye) yemeğe davet ettim.. O zamansızlık içinde kırmadılar beni..
Gerçi bi ara "kızı" yeltenir gibi oldu ama, "nikahı basıp yemekleri burnundan tıkarım" tehtidim üzerine çaresiz kaldı garibim.. =)

İlk geldikleri an içimi nasıl bi heyecan kapladı anlatamam.. Camdan el salladım, utanmasam aşağı da atlardım.. Kapıyı açtım ama katı söylememişim, 3 kat da yürüttüm kendilerini..  

Neyse.. Ne diyodum.. Anneler ve kızları..
Zaten ziyadesiyle birbirlerine benzediklerinin farkındaydık biz "uzuuun" zamandır.
Biri '64 diğeri '65 model anne.. =)
Bizim annelerimiz.. 
Standart dışı olmaları onları biraz farklı kılsa da anne oldukları gerçeği hiçbir yaşta değişmiyormuş, anladık... 
Bütün akşamı bizden bahsederek, bizi konuşarak geçirdiler.. 
Düğünlerden geri doğru bir başladılar ki, okul öncesi döneme kadar devam etti bu sohbet..
Kalktık, Ayçi fotoğraf çekti... Yemekleri hazırladık, mutfak dedikodusu yaptık...
Annelerimiz bunun farkında bile olmadı!.. Hadi sofraya diyene kadar da günümüze dönemediler..
En hoşlanmadıkları şeyleri anlatışlarında bile gözle görülür bi gurur vardı.. 
Evimizin dibinde derbi olmasa ve karşıya geçmek zorunda olmasalar sabaha kadar da sürerdi, biliyorum..
Sevgi seli içindeydi evim.. =))

Bir de..
Malum kişiyle Cuma gününden beri algılarımızı zorlayan bi mesaj vardı yaptıklarımızda;
EVLİSİNİZ!
Bize her ne kadar "evli değilmişiz gibi" gelse de, hem Cuma hem Pazar günü konuların kocalarımız ekseninde evlerimiz, işlerimiz, değişen hayatlarımız olduğunu görmek bu gerçeği tokat gibi çarptı yüzümüze..
Bi idrak süreci yaşadık birlikte.. =)

Güzeldi..

Telefonda Mesut'un kocamın Beşiktaşlı olması üstüne yaptığı "Tamam aile dostu olabiliriz!" yorumu ve Sünter teyzemle "kızı" gittikten sonra kocamın "Keşke Aylinler burda yaşasaymış.." cümlesi beni benden aldı.. 
 Keşke dedim içimden..


Ayrıca evimin bizden başka ilk canlısı da Ayçi'den geldiiiii! Çiçek böcek konusunda tam bir facia olabilirim ama dün geceden beri çiçeğime bakıp içimden "Seni yaşatıcammm!" gibi fantastik yorumlar yapmaya başladım..

Hadi hayırlısı.. =)

p.s. günün güzel fotoğraflarını ayçiden bekliyorum artık.. =)

18 Eylül 2010 Cumartesi

Büyük Buluşma!.. =)))


Kalp Gözü, Sırlar Dünyası gibi programlar vardı iyilik-kötülük-öbür dünya ilişkilerini anlatan.. 
Büyük Buluşma diye de vardı bi tane.. 
Ama bu o değil!.. =)

Bu, ısrarla geri sayım yaptığım Ayçi'nin gelişiyle ilgili... 



Anlatılmaz yaşanırı birkaç saat geçirdik birlikte.. Başlangıcından belliydi nasıl olacağı.. Günümüzün anahtar kelimeleri, cümlecikleri şunlardı; 

* Polislerin ordayım, heykelin tam önünde! 


* Ayçi: Saçlarım çok kötü. Amaaaaan kime söylüyorum ki!?! 
 (İyi bi şey dedi aslında burda.. :P)


* Buz dondu.. 

 *Dur şöyle çekelim, kalabalık da çıksın! 


Sarılıp öpüşmedik, çarpıştık... 
Konuşmak için oturmayı bile bekleyemeden dedikoduya başladık.. 
O kadar çok konuştum ki, bi ara "bu kadar geveze olmam normal mi allahım" dedim kendi kendime.. 
Normaldi, çünkü karşımdaki Ayçi'ydi!
Haliyle gün yetmedi.. 
Keşke burda olsan hep dedim, vedalaşamadım/vedalaşamadık!..
Neyse.. Zaten haaaala bitmedi..

Yarın çooooooook sevdiğim misafirlerim var.. 
Hele bi tanesi var ki.. 
Ne yalan söyliyim, kızından daha büyük bi heyecanla bekliyorum onu..  
Sünter Teyzemi! =)))

Ah bi de  Ceyda kocasını da kapsa gelse... Daha ne isteriz ki.. =)

16 Eylül 2010 Perşembe

Aylin Haftası Başlıyooooor! =)

Evet evet.. Aylin haftası... 
Kendisiyle özellikle son 4-5 aydır büyük aşk yaşıyoruz.. 
 
Rüyalarda bile buluşuyoruz, o derece! =)
Eylilde  İstanbul'de çekimleri vardı ve biz neee zamandır gün sayıyorduk Eyliil gelsin diye! 

Bu arada Eylül diye bi ay yok artık takvimlerde.. Eyliil o! =)


Ve sonunda beklenen ay geldiii...
Takvimimde geleceği günler Aylin Haftası diye işaretliydi..Niye -di li geçmişse?! 
Hala işaretli.. 

 

Kendisi yarın burada... Öbür gün  bi bakmışız başka bi şehirde.. Sonra hooop yine İstanbul'da.. 
Aynı gün hem Edirne'de hem Kars'ta olabileceğinden şüpheleniyorum bazen!
Böyle bi hayat onunki.. Çat burada, çat kapı arkasında.. 
Yerinde durmak pek ona göre değil.. 
Çok bile durdu zaten.. =) 

 Gelsin artık! Bi sarılalım, şu çooook heyecanlandığımız konuyu konuşalımmm.. Sayesinde Ceyda'yla buluşalım.. Yani hepten sevgi yumağı olalım..  
Kısacası..
Gel Ayçi Gel!
=)